HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Yersiz alınan primlerin geri alınması

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 1975/10-42

K. 1976/2527

T. 22.9.1976

.

• SSK’NIN ÖLÇÜMLEMESİNİ GEREKTİRİR DURUMLAR ( Prim Belgelerinin Usulüne Göre Düzenlenmemesi ve Süresinde Kuruma Verilmemesi – Belgeler ile Kayıtların Birbirini Doğrulamaması Halinde Kurumun Ölçümleme Hakkı Doğacağı )

.

• ÖLÇÜMLEMEYE İTİRAZ ( Pirimin %1’i Kurum Veznesine Yatırılmak Suretiyle Ölçümlemeye 15 Gün İçinde İtiraz Edilmesi Gereği – Prim İtiraz Komisyonuna İtiraz Edilmeden Mahkemeye Başvurulamayacağı )

.

• PRİMLERİN GERİ İSTENMESİ ( Prim İtiraz Komisyonuna Başvuru Süresinin Kaçırılması Halinde İstirdat Davası Açılabileceği – 506 Sayılı Yasanın 79. Maddesindeki Sürenin Kaçırılması Yersiz Alınan Primin Geri Alınması Hakkını Ortadan Kaldırmayacağı )

.

506/m. 79, 84

.

ÖZET : Başlangıçta ilgilinin, ölçümleme ye itirazını haklı gösterecek dayanaktan yoksun bulunması halinde, itiraz yoluna başvurmaması doğaldır. Bu gibi durumlarda işverenin 84. maddedeki süreyi geçirmemek kaydiyle, primlerin yersiz olduğunu gösteren dayanaklar elde edince, bu madde uyarınca geri alma davası açabilir. 79. maddedeki süre, primlerin geri alınması hakkını değil, bu madde kapsamı içersinde mahkemeye başvurma hakkını düşürücü niteliktedir.
.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ( Bayburt Asliye Hukuk Mahkemesi ) nce verilen 29/4/1974 gün ve 513 / 165 sayılı kararın incelenmesi davacı avukatı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24/6/1974 gün ve 3451 – 4599 sayılı ilamiyle ( … Davacı, kuruma ödediği 29.923 lira sigorta priminin haksız bir ölçümleme işlemiyle gerçekleştirilmiş olduğunu öne sürerek bu paranın geri alınmasını istemiş, mahkeme de, isteği kabul etmiştir.

.
Ne varki, söz konusu prim borcuna karşı 506 sayılı Yasanın 79. maddesi gereğince çevresinde ve Prim İtiraz Komisyonu nezdinde itiraz edilmemiş ve böylece borç kesinleşmiştir.

.
Bundan başka, sigortalı sayılmayan bir kişiden veya prime tabi olmayan bir kazançtan prim alınmış bulunması gibi bir husus da iddia ve ispat edilmediğinden, uyuşmazlığın 506 sayılı Yasanın 79. maddesi kapsamına girdiği ortadadır. Bu prosedüre tabi ve kesinleşen bir prim borcunun anılan yasanın 84. maddesi gereğince tekrar incelenmesine olanak tanımak, 79. maddenin 3. fıkrasında kabul edilen ilke ile bağdaşamaz… ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Temyiz eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

.

KARAR : Mahkeme ile özel daire arasındaki görüş ayrılığı 506 sayılı Yasanın 79. maddesi hükmünde öngörülen usule uyularak itiraz edilmemesi halinde aynı Yasanın 84. maddesine göre geri alma davası açılıp açılamayacağı hususuna ilişkin bulunmaktadır.
.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/3. maddesi hükmünce “ölçümleme sonunda tesbit edilecek prim borcu işverene tebliğ edilir. İşveren bu borca karşı 15 gün içinde itiraz edilen miktarın yüzde biri tutarında bir ücreti peşinen kurum veznesine yatırmak suretiyle, Prim İtiraz Komisyonuna başvurabilir. İtiraz takibi durdurur. Peşin alınan ücret, itiraz sonucuna göre, haklı çıktığı oranda işverene iade olunur. Taraflar Prim İtiraz Komisyonu kararı aleyhine kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine müracaat edebilirler. Mahkemeye müracaat edilmesi prim borcunun takibini ve ödenmesini durdurmaz… ) Önce şu husus belirtilmelidir ki, bu madde ile güdülen amaç sigorta primlerinin ödenmesinin sürüncemede kalmasını önlemektir; bunun içinde de Prim İtiraz Komisyonuna ve aynı madde bünyesi içerisinde mahkemeye başvurma süreleri kısa tutulduğu gibi mahkemeye başvurma halinde de prim borcunun takip ve ödenmesinin durmayacağı da öngörülmüştür. Prim belgelerinin ilgili tüzükte gösterilen usul ve esaslara göre düzenlenmemesi yahut vaktinde kuruma verilmemesi veya belgelerin dayandığı kayıtlar orada yazılı olanları doğrulayıcı nitelikte görülmez veya onları doğrulayıcı kayıtlarla belgeler gösterilemezse kurumun ölçümleme hakkı doğar. İşverenin çeşitli nedenlerle ölçümleme sonucunda itirazını haklı gösterecek dayanaktan yoksun olması mümkündür. Bu gibi durumlarda ameli bir yarar söz konusu olamayacağından 79. madde açısından itiraz yollarına başvurmama doğaldır. İşte bu gibi durumlarda işverenin 506 sayılı Yasanın 84. maddesine öngörülen süre geçmemek kaydı ile, primlerinin yersiz alındığını haklı gösterir dayanakları elde edince gene aynı madde uyarınca geri alma davası açabileceğinin kabulü gerekir. Aksi halde 79. madde yukarıda açıklanan amacından saptırılmış olur ve diğer taraftan da 79. maddenin bu yoldaki uygulaması da kuruma haksız kazanç niteliğine bürünecek gelir sağlama sonucunu doğurur. Böyle bir anlayışın yasanın himayesi altında olduğu düşünülemez.
.

Genel kuruldaki görüşmeler sırasında bazı üyeler 79. maddede öngörülen sürenin hak düşürücü süre olduğu ve orada öngörülen süre içerisinde mahkemeye başvurulmaması halinde primlere ilişkin hakkın süre aşımı nedeniyle ortadan kalkacağı ve aksi görüşün kötü niyetli işverenleri koruma sonucu doğuracağı ileri sürülmüş ise de çoğunluk şu gerekçelerle bu görüşe katılmamıştır.
.
Şu husus özellikle belirtilmelidir ki, Kurum’ca yapılan ölçümlemeye karşı 79. madde uyarınca ilgili komisyonca itiraz edilmeden bu madde kapsamı içerisinde öngörülen usule göre mahkemeye başvurulamaz. Ancak 79. madde açısından komisyon ve mahkemeye gidilmemişse yukarıda da açıklandığı gibi, 84. madde uyarınca mahkemeye gidilebilir. 79. maddede öngörülen süre haksız alınan primleri geri alma hakkını değil ve fakat aynı madde kapsamı içerisinde mahkemeye başvurma hakkını düşürücü süredir. Daha açık bir anlatımla 79. maddede öngörülen süre geçmişse artık bu süreyi geçiren işveren aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemeye başvurma hakkını kaybeder; ancak bu süre yersiz alınan primi geri alma hakkını ortadan kaldıran bir süre olmadığından 84. maddeye göre mahkemeye başvurulabilir. Diğer taraftan yasaların uygulanmasında aksi sabit oluncaya kadar aslolan iyiniyet olduğu gibi herkesin yasaları bildiği farz olunmakla beraber primlere esas tutulacak olan belgelere ilişkin düzenleyici kuralların bilinmemesi nedeniyle ölçümlemeye sebebiyet verilmesi de ilgilinin gene aksi sabit oluncaya kadar kötü niyetli olarak kabulünü gerektirmez. Olayda da aksi iddia ve isbat edilmiş değildir.
Bu nedenlerle direnme uygun bulunduğundan direnmeye yöneltilen temyiz itirazlarının reddi ile diğer yönlerin incelenmesi için dosyanın özel daireye gönderilmesi gerekir.
.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle, direnme uygun bulunduğundan direnmeye yöneltilen temyiz itirazlarının reddi ile, diğer yönlerin incelenmesi için dosyanın Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesine gönderilmesine 22.09.1976 gününde oybirliğiyle karar verildi.