HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Kullanılmayan yıllık izinler için uygulanacak faiz

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2010/6723
  • Karar: 2012/14476
  • Karar Tarihi: 26.04.2012

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – İŞ SÖZLEŞMESİNİN FESHİNDE ÖDENMESİ GEREKEN İZİN ÜCRETİ – İZİN ÜCRETİNE YASAL FAİZ UYGULANMASI GEREĞİ – YILLIK İZİN ÜCRETİ VE İLAVE TEDİYE ALACAKLARI İÇİN YASAL FAİZ UYGULANMASI – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve iş kanununca sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir. O halde, izin ücretine yasal faiz uygulanmalıdır. Yasadan kaynaklanan bir alacak olması nedeni ile uygulanacak faiz türü de yasal faizdir. Yıllık izin ücreti ve ilave tediye alacakları için yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken bu alacaklar için en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmesi hatalıdır.

(4857 S. K. m. 34, 59, 120) (1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74) (6100 S. K. m. 26)

Dava ve Karar: Davacı, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı, ilave tediye, yıllık izin ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.Polat tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı işyerinde çalışmakta iken iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, ayda 2 Pazar 24 saat nöbet tuttuğunu, 3 aylık ücretinin ödenmediğini, ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti, ilave tediye, ücret alacağı, ve kötü niyet tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davacının belediye başkanı ve ailesine küfretmesi nedeni ile haklı olarak feshedildiğini, izinlerini, hafta tatili ve genel tatillerini kullandığını, alacaklarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, iş akdinin davalı işveren tarafından haklı olarak feshedildiğinin ispat edilemediği, hakaret ettiği yönünde tutulan 19.03.2007 tarihli tutanak için 6 günlük sürenin geçtiği, feshin haksız olduğu kanaati ile bilirkişi raporundaki miktarlara göre, kötü niyet ve ücret alacağı dışındaki isteklerin kabulüne karar verilmiş; kıdem tazminatı için fesih ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmiş; yıllık izin ve ilave tediyeye alacağına da mevduat faizi uygulanmasına karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizin başlangıcı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.

Faiz başlangıcı fesih tarihidir. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez.

Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.

Emekliliğe hak kazanma belgesi işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.

İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olduğundan kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur.

Kıdem tazminatı ödenmekle feri hak olan faiz hakkı da son bulur. Ancak kıdem tazminatının kısmen ödenmesi durumunda son taksit ödeninceye kadar faiz hakkı saklı tutulabilir. Davanın açılması da ihtirazi kayıt anlamındadır.

Kıdem tazminatına uygulanması gereken faizi düzenleyen ilgili hükümde özel banka ile kamu bankası ayrımı yapılmamıştır.

Yasada <uygulanan en yüksek faiz> sözcüklerine yer verilmiş olmakla sözü edilen faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı tespit olunmalıdır. Bankaların belli dönemlerde T. C. Merkez Bankasına uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı filen uygulanmadıkça dikkate alınmaz.

Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir.

Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır.

Bu durumda kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır. Aynı miktar için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.

Dava dilekçesinde belli bir faiz oranı ya da başka bir faiz türü gösterilmişse, istekle bağlılık kuralından hareket edilerek bu faiz oranını aşmayacak şekilde faize karar verilmelidir.

Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini kabul eden işçi, bu konuda iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürüp, kanıtlamadığı sürece faiz hakkından vazgeçmiş sayılır.

Taksitlerin zamanında ödenmesi durumunda ayrıca faize hak kazanılamaz. Bu konuda daha sonraki taksitlerin ödemesi sırasında ihtirazı kayıt ileri sürülmesinin sonuca bir etkisi yoktur. Ancak, taksitlerden bir ya da bazılarının gününde ödenmemesi durumunda hak kazanılan kıdem tazminatının tamamı için faize karar verilmelidir.

İşçinin taksitli ödemeyi öngören ödeme planını kabulü, ancak taksitlerin gününde ödenmesi halinde işveren yararına sonuç doğurur. Taksitler gününde ödenmediğinde işçinin taksitli ödeme anlaşmasıyla bağlı olduğunda söz edilemez. İşçi, işverence anlaşmaya uyulacağı varsayımı ile taksitli ödemeyi kabul etmiş sayılmalıdır. İş hukukunda işçi yararına yorum ilkesi de bunu gerektirir.

Bu itibarla, kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesini öngören anlaşmanın işverence ihlali halinde işçi, kıdem tazminatının tamamı için fesih tarihinden itibaren faize hak kazanır. Daha önce yapılan ödemeler de Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi uyarınca öncelikle faize ve masraflara sayılmalıdır.

Kıdem tazminatı gecikme faizi niteliğinde olduğundan, faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. (Yargıtay 9.HD. 27.6.2005 gün 2005/19196 E, 2005/22752 K.). Faiz alacağı başlı başına icra takibi ya da davaya konu olsa dahi, faiz niteliğini kaybetmediğinden ayrıca faize hak kazanılamaz.

Somut olayda, mahkemece kıdem tazminatın tamamına fesih tarihi olan 30.03.2007 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinde istenen kısım için fesih tarihinden, ıslah ile artırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.

3) Yıllık izin ücreti ve ilave tediye alacağına uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin, son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ancak, Yasada izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmemiştir.

İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur. Bununla birlikte, faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.

Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve 4857 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). O halde, izin ücretine yasal faiz uygulanmalıdır.

Öte yanda ilave tediye 6772 Sayılı Yasadan kaynaklanan bir alacak olması nedeni ile uygulanacak faiz türü de yasal faizdir.

Mahkemece, yıllık izin ücreti ve ilave tediye alacakları için yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken bu alacaklar için en yüksek banka mevduat faizi uygulanmasına karar verilmesi hatalıdır.

4) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda genel tatil ücreti alacağının tamamı brüt 230,50 YTL, net 165,15 YTL olarak belirlenmiştir.

Dava dilekçesinde 200 YTL istenmiş ise de ıslah dilekçesinde bu alacağın 165,15 YTL olarak hüküm altına alınması istenmiştir.

Mahkemece HMUK 74. (HMK 26.) Maddesine aykırı olarak davacının talebini de aşacak şekilde bu alacak için 200 TL ‘ye dava tarihinden 165,15 TL’ye ıslah tarihinde itibaren faiz işletilerek hüküm altına alınması da isabetsizdir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı