HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Kooperatifle yapılan arsa karşılığı inşaat sözleşmesi

  • T.C. YARGITAY
  • 23.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2012/2568
  • Karar: 2012/4925
  • Karar Tarihi: 13.07.2012

ALACAK DAVASI – KOOPERATİFE OLAN BORÇLARIN KAPATILMASI AMACIYLA BANKADAN KREDİ TEMİNİ KARŞILIĞI TAŞINMAZLARIN DEVREDİLDİĞİ İDDİASININ SPATLANAMADIĞI – DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

ÖZET: Dava, kooperatifle arsa sahipleri arasında yapılan arsa karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kooperatife verilmesi kararlaştırılan taşınmazları, kooperatifin genel uygulamasına göre, doğrudan arsa sahiplerinden devralan kooperatif üyesinden, taşınmazların bedelinden ödemiş olduğu aidatlar mahsup edildikten sonra, bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlıkla doğrudan bağlantısı bulunmayan, kooperatife olan borçların kapatılması amacıyla bankadan kredi temini karşılığı bu taşınmazların devredildiği iddiasının ispatlanamadığından bahisle, icap etmediği halde yemin teklif edilip sonuca gidilmesi ve davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

(1163 S. K. m. 23)

Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı temsilcileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, bankadan ipotek yoluyla kredi alarak kooperatife olan borçlarını bitirmesi için, üyeliğine tekabül eden bağımsız bölümlerin, kooperatif yöneticisinin karşılıklı güven ilişkisine dayalı şifai rızasıyla tapuda kooperatif üyesi davalı Ş. E.’in oğlu H. E.’e devredildiğini, bu işlemde muhatabın kooperatif üyesi olması sebebiyle davalı Ş. E. olduğunu, davalının ödemesi gereken 127.000,00 TL’nin 94.000,00 TL’sini ödediğini, geriye kalan 32.400,00 TL miktarındaki borcunu ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının iddiasının aksine bağımsız bölümlerin mülkiyetinin arsa sahipleri tarafından davalıya, ondan da oğluna devredildiği, bankaya taşınmazların ipotek verilmesi ve buna mukabil temin edilen kredinin, kooperatife olan borcun ödenmesinde kullanılacağına dair yapılan anlaşmayı ispat yükünün davacı tarafta olduğu ancak bu iddianın kesin delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı kooperatif temsilcileri temyiz etmiştir.

Dava, kooperatifle arsa sahipleri arasında yapılan arsa karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kooperatife verilmesi kararlaştırılan taşınmazları, kooperatifin genel uygulamasına göre, doğrudan arsa sahiplerinden devralan kooperatif üyesinden, taşınmazların bedelinden ödemiş olduğu aidatlar mahsup edildikten sonra, bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık, davacının edindiği daire karşılığı kooperatife borcu kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumdadırlar. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsemedikçe 1163 Sayılı Kanunun 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz.

Bu durumda, mahkemece kooperatif defter ve kayıtlarıyla genel kurul kararları üzerinde kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, davalının peşin ve sabit ödemeli ortak olup olmadığı, davalıyla aynı durumda olan diğer ortakların ödemelerinin karşılaştırılması suretiyle davalının kooperatife karşı tüm parasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve böylelikle gerçek alacak ve borç miktarı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlıkla doğrudan bağlantısı bulunmayan, kooperatife olan borçların kapatılması amacıyla bankadan kredi temini karşılığı bu taşınmazların devredildiği iddiasının ispatlanamadığından bahisle, icap etmediği halde yemin teklif edilip sonuca gidilmesi ve yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı temsilcilerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı