HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Katkı Payı alacağında fedakarlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet ilkeleri

T.C. YARGITAY

8.Hukuk Dairesi
Esas:  2010/5612
Karar: 2011/343
Karar Tarihi: 25.01.2011

KATKI PAYI VE KATILMA ALACAĞI DAVASI – DAVACININ TAŞINMAZA YAPTIĞI BİR KATKISININ BULUNUP BULUNMADIĞI – DAVACININ ÇALIŞTIĞI ÇALIŞMA SÜRESİNİN GÖZ ÖNÜNDE TUTULDUĞU – EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ – FEDAKARLIĞIN DENKLEŞTİRİLMESİ VE HAKKANİYET İLKELERİ

ÖZET: Uyuşmazlık konusu katkı payı alacağı ile edinilmiş mallara katılma alacağının mahkeme hakimince hesaplandığı, sonuç olarak bağımsız bölüm nedeniyle hesaplanan katkı payı alacağı ve edinilmiş mallara katılma alacağının belirlendiği ve bu miktarların hüküm altına alındığı görülmüştür. İşe giriş bildirgesine göre davacının 1.11.1989 tarihinde işe başladığı ve çalışmasını 2002 yılına kadar sürdürdüğü görülmektedir.  Davacının çalıştığı çalışma süresi göz önünde tutulduğunda ve bu çalışmasıyla gelirde elde ettiği gözetildiğinde davacının uyuşmazlık konusu taşınmaza bir katkısının bulunmadığı düşünülemez. Aksi durum hayatın olağan akışına aykırı düşer.  Davalı ise Türk silahlı kuvvetler de doktor olarak çalıştığı ve 18.1.2000 tarihinde ayrıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıldıktan sonraki çalışmalarına ilişkin belgeler ise dosya arasında yer almamaktadır.

(4721 S. K. m. 6, 202, 222, 225, 231) (743 S. K. m. 170) (818 S. K. m. 42)

Dava ve Karar: F. A. ile G. A. aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Mersin 3. Aile Mahkemesinden verilen 12.07.2010 gün ve 1205/843 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.01.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden G. A.bizzat ve vekili Avukat Safiye Aytekin ve karşı taraftan F. A. bizzat ve vekili Avukat Hatice Günay Sarp geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı F. U. (A.) vekili, dava dilekçesinde evlilik birliği içerisinde edinilerek davalı G. A. adına tapuda kayıtlı bulunan 4191 ada 1 sayılı parseldeki 1 nolu bağımsız bölümün edinilmesinde vekil edeninin katkısının bulunduğunu açıklayarak 25000 TL katkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı G. A. vekili, davacının taşınmaza yaptığı bir katkısının bulunmadığını, vekil edeninin gelirinin davacının gelirinden çok çok fazla olduğunu, kooperatife ilişkin ödemelerin 2002 yılında bittiğini, emekli ikramiyesinin de buna harcandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, …Ankara Sincan 4191 ada 1 sayılı parsel, B blok zemin kat 1. nolu mesken nitelikli bağımsız bölümden kaynaklanan 17.227,52 TL katkı payı alacağı ile 2.425,5 TL katılma payı alacağının kabulüne toplam 19.653,02 TL’nin davalı G. A.’dan (A.’dan) alınarak davacı F. U.’e (A.-A.’ya) verilmesine, bakiye isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı G. A.(A.) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 1.1.2002 tarihinden önce edinilen taşınmaza yapılan katkı payı alacağı ile 1.1.2002 tarihinden sonra yapılan ödemelerden doğan edinilmiş mallara katılma alacağı isteğine ilişkindir.(743 s. TKM.m.170, 4721 s. TMK.m 231)

Taraflar 16.7.1990 tarihinde evlenmiş, 21.2.2005 tarihinde açılan boşanma davasının 31.1.2007 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar başka bir mal rejimini seçmediklerinden (TMK m.202) 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi gereğince 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 21.2.2005 tarihine kadar TMK. nun 225. maddesi uyarınca edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. TMK. nun 6 ve 222. maddeleri gereğince herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı G. A.’nın (A.) üyesi olduğu Defne Konut Yapı Kooperatifine değişik miktarlarda ödemelerin yapıldığı bu ödemelerin 6.1.1997 tarihinde başlayıp (bazı bilgi ve belgelere göre başlangıç tarihi 2.2.1996 tarihi olarak açıklanmıştır) 9.12.2002 tarihine kadar devam ettiği ve bu süre içinde toplam 4298.5 TL nin kooperatife ödendiği, ödemelerin 1992 yılında başlandığına ilişkin herhangi bir belgenin dosya arasında bulunmadığı, sadece beyandan ibaret olduğu, 6.1.1997 – 28.12.2001 tarihleri arasında yapılan toplam ödemenin ise, 3897.5 TL olduğunun saptandığı, böylece 1.1.2002 tarihi itibariyle davacının yaptığı katkı payına konu ve ödenen miktarın 3.897.5 TL olduğu, 1.1.2002 tarihinden sonra yapılan ödemenin ise 401 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık konusu katkı payı alacağı ile edinilmiş mallara katılma alacağının mahkeme hakimince hesaplandığı, sonuç olarak 1 nolu bağımsız bölüm nedeniyle hesaplanan katkı payı alacağının 17.227,52 TL ve edinilmiş mallara katılma alacağının ise 2.425,5 TL olarak belirlendiği ve bu miktarların hüküm altına alındığı görülmüştür. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile dosya arasında bulunan 16.6.1989 tarih 377498 sayılı, 19862144 sigorta sicil numaralı işe giriş bildirgesine göre davacının 1.11.1989 tarihinde işe başladığı ve çalışmasını 2002 yılına kadar sürdürdüğü görülmektedir.  Davacının çalıştığı çalışma süresi göz önünde tutulduğunda ve bu çalışmasıyla gelirde elde ettiği gözetildiğinde davacının uyuşmazlık konusu taşınmaza bir katkısının bulunmadığı düşünülemez. Aksi durum hayatın olağan akışına aykırı düşer.  Davalı G. A.’nın (A.) ise Türk Silahlı Kuvvetler de doktor olarak çalıştığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının 2.6.2005 gün ve 251598 sayılı karşılık yazılarına göre, 18.1.2000 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetler’den ayrıldığı anlaşılmaktadır. Silahlı Kuvvetlerden ayrıldıktan sonraki çalışmalarına ilişkin belgeler ise dosya arasında yer almamaktadır.

Aile hukukundan kaynaklanan mal rejimleri ağırlıklı olarak kamu düzenini ilgilendiren davalar olarak kabul edilmektedirler. Bu tür davalarda fedakarlığın denkleştirilmesi ve hakkaniyet ilkeleri sıkça uygulanabilmektedir. BK.nun 42. maddesinde; <zararın katkı miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hâkim,  halen mutad cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazarı itibara alarak onu adalete tevfikan tayin eder> denilmektedir. Hâkim hakkaniyete uygun takdir yetkisini işte bu hükümden almaktadır. Öte yandan kararı veren hakim, hal ve duruma göre BK. nun 42. maddesinden yararlanabilmektedir. Her ne kadar mahkemece dosya bilirkişiye verilerek gerekli hesaplama işlemini yapmamış ve bizzat mahkeme hakimince yapılmış ise de yapılan araştırma, inceleme ve değerlendirme az önce açıklanan ilkelere ve belirtilen kanun maddesine uygun olarak yapıldığı görülmektedir.

Bundan ayrı diğer bir konu ise, temyiz incelemesinin temyize konu yapılan istek ve sebeplerle sınırlı olarak yapılması olgusudur. Davalı G. A.(A.) vekili, 13.9.2010 günlü temyiz dilekçesinde; <…hüküm altına alınan 3.897,5 TL’nin yalnızca vekil edeni tarafından kooperatife yapılan ödeme olduğunu, davacının buna yönelik isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece hatalı hüküm kurulduğunu, dosyanın bilirkişiye verilmediğini, kooperatif ödemelerinin yapıldığı 6.1.1997 – 28.12.2001 tarihleri arasında elde ettikleri kazançlar toplamının hesaplanması suretiyle oran tespiti yapılması gerektiğini, bunun yapılmadığını, ödemelerin davalı tarafından yapıldığını…> belirterek temyiz isteğinde bulunmuştur. Görüldüğü gibi hüküm altına alınan 2.425,5 TL ile ilgili herhangi bir temyizi bulunmamaktadır. Bu miktar 1.1.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejimi süresi içinde belirlenen katılma alacağı olduğu açıktır. 1.1.2002 öncesi ise az yukarıda açıklandığı gibi davacının çalışmalarına ait belgeler, dosya arasında bulunan bilgi ve belgeler ile banka dekontları göz önünde tutulduğunda davacının katkısının bulunduğunun kabulü gerekir.

Sonuç: Saptanan bu somut ve hukuki olgular ile az yukarıda açıklanan fedakarlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ilkeleri ve BK. nun 42. maddesinin kapsamları gözönünde bulundurulduğunda davalı G. A.(A.) vekilinin temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığından reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 825 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 291,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 875,53 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına 25.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı