HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

İstifa dilekçesiyle işçilik alacaklarından feragat ve işvereni ibra.

4857 S. İşK/18-21,25

  • T.C
  • YARGITAY
  • 9.HUKUK DAİRESİ
  • Esas No:  2006/262
  • Karar No: 2006/2267
  • Tarihi:      06.02.2006

İZİNSİZ OLARAK İŞTEN ERKEN AYRILMA

AMİRİN UYARISINI DİNLEMEME

İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMASINI ENGELLEMEK İÇİN İSTİFA DİLEKCESİ İMZALATMA

İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMAYI ENGELLEMEK AMACIYLA İMZALATTIRILAN BELGELERİN GEÇERSİZ OLMASI

GEÇERLİ ANCAK HAKSIZ FESİH

ÖZETİ: İstifa dilekçesi olduğu ileri sürülen 25.1.2005 tarihli belgede davacının istifa ile ayrıldığını belirtmesinden sonra normal çalışma, hafta tatili, fazla mesai, ücretli yıllık izin, ikramiye, prim ve başka her ne nam altında olursa olsun bir ücret veya sosyal hak yada tazminat alacağının bulunmadığını belirttiği ve her türlü talep ve dava haklarından peşinen feragat ile işvereni ibra ettiği yazılıdır. Davalı işverence de iş sözleşmesinin İş Kanunun 25/II. maddenin e ve h bentleri gereğince feshedildiğine dair aynı tarihli fesih bildirimi düzenlenmiş olup, davacının imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir. İşverenin fesih bildirimi ve sözü edilen belge içeriği dikkate alındığında davacının tazminat ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek için istifa dilekçesinin davacıya imzalattırıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Belirtmek gerekir ki, işe iade davasını açma hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan bu tür işlemler geçersizdir.

Öte yandan, davacının iş sözleşmesi davalı işverence izin almadan işyerini 3 saat önce terk etmesi ve kendisini uyaran amirine telefonda “adamın sinirini bozma ne yaparsan yap” şeklinde karşılık vermesi nedeniyle feshedilmiştir. Davacının daha önce işyeri düzenini bozan bir davranışta bulunduğuna dair her hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının sözü edilen eylemleri fesih için haklı neden teşkil etmezse de, geçerli bir neden olduğundan işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.

DAVA: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini

istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı işçi, iş sözleşmesinin sendika üyesi olduğu için geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.

Davalı işveren, davacının 17.1.2005 tarihinde 16.00-24.00 vardiyasında çalışmakta iken hiç kimseden izin almadan saat 21.00 civarında işyerini terk etmesi üzerine, amiri tarafından kendisine telefonla ulaşılarak işyerine gelip çalışması gerektiği bildirildiğinde artık geri gelip çalışamayacağından bahisle amirine hakaret ettiğini, iş sözleşmesinin İK.nun 25/11-e ve h bentleri gereğince feshedilmesi istenmiş ise de, davacının çıkartılmak yerine istifa etmeyi tercih edeceğini beyanla istifa dilekçesini yazıp teslim ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece 4857 sayılı İş Kanunun 19. maddesinde belirtilen şekil koşullarına uyulmadığı gerekçesi ile işverence yapılan feshin geçersizliği ile davacı işçinin işe iadesine karar verilmiştir.

İstifa dilekçesi olduğu ileri sürülen 25.1.2005 tarihli belgede davacının istifa ile ayrıldığını belirtmesinden sonra normal çalışma, hafta tatili, fazla mesai, ücretli yıllık izin, ikramiye, prim ve başka her ne nam altında olursa olsun bir ücret veya sosyal hak yada tazminat alacağının bulunmadığını belirttiği ve her türlü talep ve dava haklarından peşinen feragat ile işvereni ibra ettiği yazılıdır. Davalı işverence de iş sözleşmesinin İş Kanunun 25/II. maddenin e ve h bentleri gereğince feshedildiğine dair aynı tarihli fesih bildirimi düzenlenmiş olup, davacının imzalamaktan imtina ettiği belirtilmiştir. İşverenin fesih bildirimi ve sözü edilen belge içeriği dikkate alındığında davacının tazminat ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek için istifa dilekçesinin davacıya imzalattırıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır. Belirtmek gerekir ki, işe iade davasını açma hakkını ortadan kaldırmayı amaçlayan bu tür işlemler geçersizdir.

Öte yandan, davacının iş sözleşmesi davalı işverence izin almadan işyerini 3 saat önce terk etmesi ve kendisini uyaran amirine telefonda “adamın sinirini bozma ne yaparsan yap” şeklinde karşılık vermesi nedeniyle feshedilmiştir. Davacının daha önce işyeri düzenini bozan bir davranışta bulunduğuna dair her hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının sözü edilen eylemleri fesih için haklı neden teşkil etmezse de, geçerli bir neden olduğundan işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.

Belirtilen nedenlerle, yerel mahkeme kararının 4857 sayılı İş Kanunun 20/3.maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.

SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-) Yerel mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,

2-) Davanın reddine,

3-) Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4-) Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (20.00) YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 400,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-) Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 6.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.