HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

İşe İade Davası – TİS Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2009/46354
  • Karar: 2011/2219
  • Karar Tarihi: 03.02.2011

İŞE İADE DAVASI – TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ – İŞ SAATLERİNDE UYUMAK EYLEMİNİN BEŞİNCİ KEZ TEKRARI HALİNDE İHRAÇ CEZASININ VERİLECEĞİ – DAHA ÖNCE DAVACININ BENZER BİR EYLEMİNİN BULUNMAMASI – EYLEM VE CEZA ARASINDA ORANSIZLIK OLMASI

ÖZET: Fesih tarihini kapsar toplu iş sözleşmesinin disiplin cezalarını düzenleyen ceza cetvelinde, iş saatlerinde uyumak eyleminin ilk kez meydana gelmesinde ihtar, iki, üç ve dördüncü kez tekrarı halinde yevmiye kesme cezaları ve beşinci kez tekrarı halinde ise ihraç cezasını gerektireceği düzenlenmiş olup, daha önce davacının benzer bir eylemi bulunmaması ayrıca eylemin niteliği nazara alındığında eylem ve ceza arasında oransızlık bulunduğunun anlaşılması karşısında red kararının bozulması gerekmiştir.

(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21)

Dava: Davacı, işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Karar: Davacı vekili; davalı Belediye bünyesinde gece bekçisi olarak görev yapan davacının iş akdinin amir tarafından yapılan denetimlerde davacının görev yerini terk ettiğinin tespit edildiğini iddia edilerek iş akdinin feshedildiğini, 4857 sayılı yasaya ve iş yerinde uygulanmakta olan 01/01/2009 – 01/01/2011 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre müvekkili işçinin hizmet akdinin feshine ilişkin işlemin geçerli bir nedene dayanmadığından geçersiz olduğunu, müvekkilinin iş akdinin esasen siyasi nedenlerle fesih edildiğini belirterek işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının yapılan denetimde görev yerinde olmadığının tespit edildiğini, görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle iş akdinin işveren tarafından haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, fesih tarihi itibariyle işyerinde çalışan sayısının 30 kişinin altında olduğu, bu nedenle davacının iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağı her ne kadar fesih tarihi itibariyle yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinde işçilerin iş güvencesi kapsamında sayılmaları için işçi sayısına ve kıdemine bakılmayacağı hükmü getirilmişse de, kanunun 30 işçiye dair kuralının kamu düzenine ilişkin bir hüküm olduğu ve toplu iş sözleşmesi ile bu hükmün değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Öncelikle her ne kadar 4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde <Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.> hükmüne yer verilmiş ise de iş güvencesi hükümlerinden işçinin faydalanması bakımından gerek işçi sayısı gerekse de işçinin kıdemi bakımından işçi lehine sonuç doğuracak şekilde toplu iş sözleşmelerinde düzenleme getirilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Somut olayda da sendika üyesi olduğu anlaşılan davacının fesih tarihini kapsar toplu iş sözleşmesinin 26. maddesindeki <…iş sözleşmesinin feshi halinde işyerinde işçi sayısına ve işçinin kıdemine bakılmaksızın 4857 sayılı kanunun 18, 19, 20 ve 21. madde hükümleri uygulanır…> hükmüne göre işe iade hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekli iken Mahkemece işyerinde fesih tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısının 30 kişinin altında olduğundan bahisle davanın reddine karar vermesi hatalı olmuştur.

Fesih tarihini kapsar toplu iş sözleşmesinin disiplin cezalarını düzenleyen ceza cetvelinde, iş saatlerinde uyumak eyleminin ilk kez meydana gelmesinde ihtar, iki, üç ve dördüncü kez tekrarı halinde yevmiye kesme cezaları ve 5.kez tekrarı halinde ise ihraç cezasını gerektireceği düzenlenmiş olup, daha önce davacının benzer bir eylemi bulunmaması ayrıca eylemin niteliği nazara alındığında eylem ve ceza arasında oransızlık bulunduğunun anlaşılması karşısında red kararının bozulması gerekmiş 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile;

1. Mahkemenin kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,

2. Feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine,

3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine,

4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin gerektiğine,

5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6. Davacının yapmış olduğu 60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1100 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,

Kesin olarak 03.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı