HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

İşe iade davası / toplu işçi çıkarma

  • T.C. YARGITAY
  • 9.Hukuk Dairesi
  • Esas: 2006/10139
  • Karar: 2006/12265
  • Karar Tarihi: 02.05.2006

İŞE İADE DAVASI – TOPLU İŞÇİ ÇIKARMA PROSEDÜRÜ – OLAYDA UYULMASI GEREKEN PROSEDÜRE UYULMAMASININ YAPTIRIMININ İDARİ PARA CEZASI OLARAK BELİRLENDİĞİ – PROSEDÜRE UYULMAMASININ BAŞLI BAŞINA FESHİN GEÇERSİZLİĞİNİ GEREKTİRMEYECEĞİNİN GÖZETİLMESİ GEREĞİ

ÖZET: Olayda uyulması gereken prosedüre uyulmamasının yaptırımı idari para cezası olarak belirlenmiştir. İşverence toplu işçi çıkarma prosedürüne uyulmamış olması ve gerekli bildirimlerin yapılmaması, başlı başına feshin geçersizliğini gerektirmeyeceğinin gözetilmesi gerekir.

(4857 S. K. m. 6, 29, 100)

Davacı işçi, iş sözleşmesinin işyerinin özelleştirme işlemi sonucu devredildiği gün davalı işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.

Davalı işveren ise, özelleştirme idaresi tarafından hazırlanan ihale şartları belgesinde satışı gerçekleştirilecek olan alanın turizm, ticaret, konaklama ve rekreasyon alanı olarak belirtildiğini, işyerinin işletilmek üzere devralınmadığını, işçilerin belli bir süre çalıştırılması yönünde bir şartın da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, işyerinde keşif icra olunmuş ve işyerinde üretimin yapılmadığı, sadece bir binada tadilatın yürütüldüğü belirlenmiştir. Ancak işyerinin kapatılması prosedürünün 4857 sayılı İş Kanununun 29. maddesine uygun olarak yapılmaması sebebiyle işe iadeye dair karar verilmiştir.

Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından işletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceği düzenlenmiştir. İşletmeyi veya işyerini etkileyen objektif nedenlerle ortaya çıkan işgücü fazlalığı sonucunda, işçinin işyerinde çalışma olanağı ortadan kalkmış ise fesih için geçerli bir sebebin varlığından söz edilir. İşveren amaç ve içeriğini belirlemekte serbest olduğu işletmesel kararlar alabilir. Ancak, işletmesel karar sonucunda, tedbir olarak düşünülen feshin zorunlu hale gelmiş olması gerekir. Başka bir anlatımla işverenin fesih konusunda keyfi kararları yargı denetimine tabidir.

Davalı şirket ile Başbakanlık Özelleştirme İdaresi arasında imzalanan 7.9.2004 tarihli Varlık Satış Sözleşmesinde, işyerinin arsası ve işçileri ile birlikte davalı alıcı şirkete devredileceği belirtilmiştir. 8.10.2004 tarihinde 666 işçisiyle birlikte işyeri davalı şirkete teslim edilmiştir. Davalı işveren tarafından aynı gün işçilerin iş sözleşmeleri feshedilmiş ve işyeri kapatılmıştır.

4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasında, şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre işyeri devri, devralan işveren için geçerli fesih nedenini oluşturmaz. Devralan işveren ekonomik veya teknolojik gelişmelere bağlı olarak ya da iş organizasyonu kapsamında geçerli nedenle feshedebilecek ise de, somut olayda devralan işveren böyle bir yola gitmemiş ve derhal tüm işçilerin iş sözleşmesini feshetmiştir.

Davalı işveren, işyerini tüm işçileri ile birlikte ve faal olarak devraldığı halde arazisi için bu yeri satın aldığını ve zarar eden konfeksiyon ünitesinin işletilmesinin hiç düşünülmediğini belirtmiştir. İşverenin bu yöndeki savunması dosya içeriği ile uyumlu değildir. Özelleştirme idaresi ile davalı arasında imzalanan varlık satış sözleşmesinde, işyerinin tüm işçileri ile devredileceği belirtilmiş ve devirden sonraki yasal yükümlülüklerin devralana ait olduğu açıklanmıştır. Davalı işveren özelleştirme işlemi ile sadece işyeri üzerindeki varlıkları almak isteseydi varlık satış sözleşmesinde bu hususun yer alması gerekirdi. İşçilerin iş sözleşmeleri devir öncesinde feshedilmediğine ve salt işyeri devrinin geçerli nedeni oluşturmayacağına göre işverence yapılan fesih işleminin geçerli nedeni bulunmamaktadır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, bir işyerinin kapatılmak için özelleştirme yoluyla devralınması hayatın olağan akışına uygun düşmez. Faal olana bir işyerinin işçileri ile birlikte devralınması, bu işyerinin işletilmek üzere satın alındığını gösterir İşverence işyerinde faaliyetin bir süre yürütülmesinin ardından işletmenin ayakta kalması için gerekli önlemlerin alınmasına rağmen işyerinin kapatılması gündeme gelebilir. Ancak somut olayda devralan davalı işverence böyle bir yola gidilmemiştir.

Kaldı ki, davalı işveren bir anonim şirket olduğuna göre başkaca işyerlerinin olup olmadığı ve davacı işçinin bir başka yerde çalıştırılmasının mümkün bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilmemiş ve işverence doğrudan fesih kararı alınmıştır.

Mahkemece 4857 sayılı İş Kanununun 29. maddesinde öngörülen prosedüre uyulmadığından bahisle davacı işçinin işe iade isteğinin kabulüne karar verilmiş ise de, anılan yasanın 100. maddesinde prosedüre uyulmamasının yaptırımı idari para cezası olarak belirtilmiştir. İşverence toplu işçi çıkarma prosedürüne uyulmamış olması ve gerekli bildirimlerin yapılmaması, başlı başına feshin geçersizliğini gerektirmez. Bu nedenle mahkemece verilen kararın gerekçesi yerinde değildir.

Yapılan bu açıklamalara göre, sonucu itibarıyla doğru olan yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle ONANMASINA, 02.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı