HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

İş Kazasında sorumluluk

  • T.C. YARGITAY
  • 21.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2005/117
  • Karar: 2005/2621
  • Karar Tarihi: 21.03.2005

İŞ KAZASI SONUCU SÜREKLİ İŞ GÖREMEZLİK NEDENİYLE TAZMİNAT – ÜST İŞVERENİN SORUMLULUĞU – MADDİ ZARAR HESABI – PASİF DÖNEM – FAİZ BAŞLANGIÇI – DAVAYA DAYANAK RAPOR

ÖZET: Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltileceği, bundan başka, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacaktır. Aracıdan söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve bu işin bir bölümü ve eklentileri alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda ise üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olmayacağından işi devredenin sorumluluğuna gidilemez. Somut kolayda ise otel inşaatının kaba inşaat işi O. İnşaat Ltd. Şti.’ne verildiğine göre anahtar teslimi biçiminde iş verilmediği ortadadır.
Dava nitelikçe SSK’lı tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu bakımdan mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için maluliyet oranının kesinleştirilip buna bağlı kurumca, bağlanarak gelir oranı ve peşin sermaye değeri zarardan düşülerek maddi zarar hesabı yapmak gerekir.
Zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir.
Bu tür tazminat davalarında faize olay tarihinden itibaren hükmetmek gerekirken nedenleri ve dayanakları gösterilmeksizin, tazminata olay tarihi yerine dava tarihinden İtibaren faize hükmedilmiş olması isabetsizdir.

(4857 S. K. m. 1) (506 S. K. m. 87, 109)

Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davacı ile davalılardan G. A. İnş. San. Ltd. Şti. ve E. D. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

KARAR

1-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece dikkate alınan kusur raporunda konu yalnızca Taşeron A Ltd. Şti., şantiye şefi E. D. ve kazalı yönünden incelenerek kusur oranları belirlenmiştir. Bu davanın davalısı olan H. Otelcilik AŞ. ve O. Ltd. Şti. yönünden herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

Öte yandan, bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltileceği, bundan başka, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı 4857 sayılı İş Kanununun 1. maddesi ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 87. maddesi gereğidir. Aracıdan söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve bu işin bir bölümü ve eklentileri alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda ise üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olmayacağından işi devredenin sorumluluğuna gidilemez. Somut kolayda ise otel inşaatının kaba inşaat işi O İnşaat Ltd. Şti.’ne verildiğine göre anahtar teslimi biçiminde iş verilmediği ortadadır.

Mahkemece konu uzman bilirkişilerce incelettirilerek H Otelcilik A.Ş. ile Oct Ltd. Şti. ve A Ltd. Şti. arasındaki hukuki ilişki değerlendirilip buna göre kusurdan sorumlulukları ve kusur oranları belirlendikten sonra mevcut delillerde birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı gerekçelerle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2-Mahkemece Ege Üniversitesi Dahili Tıp Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı raporuna göre dava kabul edilmişse de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 109. maddesinin prosedürüne göre S.S.Kurumu Sağlık Kurullarınca verilen raporlara itiraz halinde sorunun S.S.Yüksek Sağlık kurumuna intikali zorunludur. Ancak bu kuruldan verilen raporlara karşı herhangi bir itiraz olduğunda mahkeme Adli Tıp Meclisi veya Tıp Fakültesi konseylerinden rapor alarak sonucu gidilir. Mahkemenin yasal prosedürü işletmemesi ve doğrudan yasanın öngörmediği biçimde alınan bu rapora itibar etmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Öte yandan; Dava nitelikçe SSK’lı tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu bakımdan mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için maluliyet oranının kesinleştirilip buna bağlı kurumca, bağlanarak gelir oranı ve peşin sermaye değeri zarardan düşülerek maddi zarar hesabı yapmak gerekir.

Yapılacak işi ,davacıya Sosyal Sigortalar Kurumu da hasım gösterilmek suretiyle maluliyet oranının tespiti ve gelir bağlanması için dava açması yönünde mehil vermek maluliyet oranını kesinleştirip buna bağlı Kurumca bağlanacak gelir oranı ve peşin sermaye değerine göre maddi zarar hesabı yapmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

3-Zarar ve tazminatın hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. Meslek hastalığı sonucu malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği kazançların diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığının kabulü isabetsiz olur. Kaldı ki, sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup tamamen uzun vadedeki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif dönemin de zarar hesabına dahil edilmesi gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

4-Bu tür tazminat davalarında faize olay tarihinden itibaren hükmetmek gerekirken nedenleri ve dayanakları gösterilmeksizin, tazminata olay tarihi yerine dava tarihinden İtibaren faize hükmedilmiş olması isabetsizdir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.

Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.3.2005 gününde  oybirliği ile  karar verildi.

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı