HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Hatır Taşımacılığında sorumluluk ve indirim

Yargıtay 19 HD.
Esas : 1993/908
Karar : 1993/7669
Karar Tarihi : 15.11.1993
 
    DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılanma sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalılardan İsmail’e yöneltilen davanın atiye bırakılmasına ve diğer davalılara ilişkin davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve davalılardan Zekeriya vekillerince temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşuldu:
    KARAR : Davacılar vekili; davalı İsmail’in kullandığı otomobil ile davalı Hasan’ın kullandığı kamyonun 27.6.1989 günü çarpıştıklarını, davacı Ayşe’nin kocası, diğerlerinin babası olan Z. Mert’in, İsmail’in otosunda olduğunu ve çarpışma ve çarpışma sonucu önce yaralandığını, sonra da öldüğünü, bu suretle davacılar Ayşe için 35.000.000 TL. maddi, 20.000.000 TL. maddi, 15.000.000 TL. manevi; Orhan için 35.000.000 TL. maddi, 15.000.000 TL. manevi tazminata hükmolunup, 27.6.1989 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan zincirleme olarak tahsilini istemiştir.
    Davalı Zekeriya vekil, kusurun müteveffanın içinde bulunduğu araçta olduğunu savunmuştur.
    Davalı İsmail vekili; davanın reddini istemiş, diğerleri cevap vermemişlerdir.
    Mahkemece, davacı Banu’nun olay tarihi itibarı ile müteveffa babasının desteğine ihtiyacı olmadığının, diğerlerinin ise müteveffanın desteğinden mahrum kalacaklarının, içlerinden müteveffanın eşi Ayşe’nin destekten yoksunluk tazminatı miktarının 265.773.610 TL. Orhan’nın  destekten yoksunluk tazminatı miktarının 25.857.172 TL. olduğunun anlaşıldığı ve isteğin davalı İsmail hakkında atiye terk edildiği gerekçeleriyle davanın Banu’nun maddi tazminat isteği ile ilgili bölümünün reddine, taleple bağlı kalınarak davacılar Ayşe için 35.000.000 TL. Orhan için 25.857.172 TL. maddi, davacılar Ayşe için 4.000.000 TL., Orhan için 3.000.000 TL., Banu için 3.000.000 TL. manevi tazminatların 27.6.1989 tarihinden itibaren % 30 yasal faizi ile birlikte davalılar Hasan, Zekeriya, Ahmet’ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteklerin reddine, atiye terk nedeniyle davanın davalı İsmail hakkındaki bölümüyle ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
    Karar, davacılar vekili ve davalı Zekeriya vekilince temyiz edilmiştir.
    1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalılardan biri hakkında davanın atiye bırakılması davadan fergat anlamını taşımayıp zincirleme sorumlulukta her borçlunun, zararın tamamından sorumlu olmasının gerekmesiyle, her davacının toplam zararından kusurlu herhangi bir davalının kusuru oranınca bir indirime gidilmesi doğru değil ise de, aleyhe bozmanın usulen mümkün olmamasına ve esasen mahkemece hükmolunan maddi tazminat miktarının, hakkındaki dava atiye terk olunan davalı İsmail’in 3/8 oranındaki kusuru nisbetinde tenzilat yapılmak suretiyle tayin edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı Zekeriya ve davacılar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- HATIR TAŞIMASI NEDENİYLE İNDİRİMDEN YALNIZCA HATIR TAŞIMASI YAPAN DAVALI İSMAİL YARARLANABİLİP, DİĞER MÜTESELSİL BORÇLULARIN YARARLANABİLME OLANAĞI BULUNMADIĞI HALDE, MÜTEVEFFA İLE ARALARINDA HATIR TAŞIMASI SÖZ KONUSU OLMAYAN DAVALILARIN HATIR TAŞIMASI İNDİRİMDEN YARARLANDIRILMASI SURETİYLE EKSİK TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ İSABETSİZDİR.
    3- Manevi tazminat zenginleşme aracı olmayacak şekilde, olay nedeni ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesini sağlayacak boyutta takdir edilmesi gerekir. Zira, MK.nun 4. maddesinde takdir hakkının kullanılmasının söz konusu  olduğu durumlarda hakimin hak ve nesafet kuralların gözeterek hüküm kurması öngörülmüştür. Olayda, eş ve babalarını kaybeden davacılardan eş için 4.000.000 çocuklar için 3.000.000’ar TL. manevi tazminat takdir edilmiştir. Tarafların tesbit olunan sosyal ve ekonomik durumlamrı, paranı satın alma gücü, müteveffanın ise olayda müterafik kusuru bulunduğunun sabit olmaması gibi BK.nun 47. maddesindeki özel haller birlikte değerlendirildiğinde, takdir olunan takdir olunan manevi tazminat miktarlarının olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesini mümkün kılacak seviyede bulunmayıp, takdirde hata ile çok düşük seviyede tutulması doğru değildir.
    4- Ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların bu yüzden uğradıkları zararın hesabından koca ve baba durumunda olan müteveffanın gerçek gelirinin esas alınması ve bunun tesbiti için yeterli araştırma yapılması gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda kabul olunan gelir miktarı sadece iki şahidin mücerret ve yetersiz beyanına dayandırılmış gelir miktarı olup, durumun tahkik olunması zabıtadan istendiği halde, zabıtaca verilen cevap bu konuda bilgi içermemektedir. Müteveffanın İstanbul’da serbest pazarlamacılık yapan bir kimse olduğu ifade edildiğine göre, taraflardan murisin işinin nitelik ve vus’ati hakkındaki delillere sorulup tümünün usulünce toplanması, bu beyanda vergiye kayıtlı ise kaydın bulunduğu yerlerden murisin verdiği vergi beyannamelerinin getirilip incelenmesi, bunun dışında herhangi bir meslek kuruluşunda kaydı varsa bu kayıtların getirilmesi, işin niteliğinin açıkca belirlenmesini takiben ilgili resmi merciler veya dernekler gibi kuruluşlardan bu alandaki emsal kazanç ortalamalarının sorulması, müteveffanın sürekli ve sabit bir gelire sahip olmadığı anlaşıldığında asgari ücret miktarının ilgili kuruluşlardan sorulması gibi araştırma işlemlerinin ikmalinden sonra, müteveffanın belirlenecek olan gerçek gelirine göre destekten yoksunluk zararı miktarının bilirkişiye yeniden hesaplatılması gerekir iken eksik incelemeyle hüküm kurulması yerinde değildir.
    SONUÇ : Yukarıda bir nolu bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilin ve davalı Zekeriya vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının iki ve üç nolu bentlerde yazılı nedenlerle davacılar yararına, dört nolu bentlerdeki yazılı nedenle davalı Zekeriya yararına (BOZULMASINA), peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, 15.11.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.