HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Geçe Çalışmaları Günlük 7.5 saati Geçerse Fazla Mesai Ücretine Hak Kazanıldığının Kabulü Gerekir

T.C. YARGITAY

9.Hukuk Dairesi
Esas:  2009/6503
Karar: 2011/5047
Karar Tarihi: 25.02.2011

İŞÇİ ALACAKLARI DAVASI – DAVACININ NE KADAR SÜRE İLE İTFAİYE ERİ VE NE KADAR SÜRE İLE TEMİZLİK GÖREVLİSİ OLARAK ÇALIŞTIĞI VE FAZLA ÇALIŞMA HAFTA TATİLİ VE GENEL TATİL ALACAĞININ BELİRLENMESİ İÇİN BİLİRKİŞİDEN EK RAPOR ALINMASI GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

ÖZET: Somut olayda, çalışma gün ve saatleri hakkında yazılı delil sunulmamıştır. Tanıklar davacının bir süre itfaiye eri olarak çalıştığını, bu dönemde 24 saat çalışıp, 24 saat dinlendiğini beyan etmiş olup, ne kadar süre ile itfaiye eri olarak çalıştığını ve temizlik görevlisi olarak çalıştığı dönemdeki çalışma gün ve saatleri hakkında beyanda bulunmamışlardır. Bilirkişi raporunda ise fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağı hesaplanırken dayanağı açıklanmamıştır. Tanıkların yeniden dinlenerek ayrıca Belediye kayıtları da getirtilerek davacının ne kadar süre ile itfaiye eri ve ne kadar süre ile temizlik görevlisi olarak çalıştığı, her iki dönemdeki çalışma gün ve saatlerinin açıklığa kavuşturulması sonucu fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacağının belirlenmesi için ek rapor alınmalıdır. Mahkemece, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. Bu nedenle kararın bozulması gerektirmiştir.

(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 41, 46, 57, 68, 69) (9.HD. 23.06.2009 T. 2007/40862 E. 2009/17766 K.) (9.HD. 28.04.2005 T. 2004/24398 E. 2005/14779 K.)

Dava:
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti, hafta ve resmi tatil, ikramiye alacağı, ilave tediye, giyim yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacakları isteğinde bulunmuştur.

Davalı, alacağının kalmadığına ilişkin yazılı beyanının bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Karara esas alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatına esas alınan aylık ücretin, kıdem tazminatı tavan miktarını aştığı gözetilmeden hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

3- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.

İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.

Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.

İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.

Günlük çalışma süresinin 11 saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağını ve zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.

Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (m.69/3). Bu hal de günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden haftalık 45 saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde 7.5 saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararı bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/ 40862 E, 2009/ 17766 K).

Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41. maddesinde yazılı olan fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Dairemizin kökleşmiş uygulaması bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.).

Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.

Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanununun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.

Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/ 25857 E, 2008/ 20636 K., Yargıtay 9.HD. 28.4.2005 gün 2004/ 24398 E, 2005/ 14779 K. ve Yargıtay 9.HD. 9.12.2004 gün 2004/11620 E, 2004/ 27020 K.). Fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da, bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmazdır. Böyle olunca fazla çalışma ücretinden bir indirim yapılması gerçek duruma uygun düşer. Fazla çalışma ücretinden indirim, taktiri indirim yerine, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davacı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.

Somut olayda, çalışma gün ve saatleri hakkında yazılı delil sunulmamıştır. Tanıklar davacının bir süre itfaiye eri olarak çalıştığını, bu dönemde 24 saat çalışıp, 24 saat dinlendiğini beyan etmiş olup, ne kadar süre ile itfaiye eri olarak çalıştığını ve temizlik görevlisi olarak çalıştığı dönemdeki çalışma gün ve saatleri hakkında beyanda bulunmamışlardır.

Bilirkişi raporunda ise fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacağı hesaplanırken dayanağı açıklanmamıştır.

Tanıkların yeniden dinlenerek ayrıca Belediye kayıtları da getirtilerek davacının ne kadar süre ile itfaiye eri ve ne kadar süre ile temizlik görevlisi olarak çalıştığı, her iki dönemdeki çalışma gün ve saatlerinin açıklığa kavuşturulması sonucu fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacağının belirlenmesi için ek rapor alınmalıdır.

Mahkemece, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır. Bu nedenle kararın bozulması gerektirmiştir.

4- İhbar tazminatı, izin parası, giyim, ilave tediye ve ikramiye alacağı hesaplamalarının da denetime elverişli olmaması ayrı bir bozma sebebidir.

5- Kıdem tazminatı dışında kalan alacaklarla ilgili ek dava da talep edilen alacaklara ilk dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı