HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Çocuk idrak çağında ise velayet konusunda dinlenmesi gerektiği

  • T.C.
  • YARGITAY
  • 2.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2007/3496
  • Karar: 2007/4447
  • Karar Tarihi: 20.03.2007

ÖZET: Küçük 12.03.1996 doğumlu olup, idrak çağındadır. Küçüğün dinlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

(Birleşmiş Millet­ler Çocuk Hakları Sözleşmesi  m. 12) (Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesi  m. 3, 6)

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahke­mece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 

Karar: Küçük Buğra 12.03.1996 doğumlu olup, idrak çağındadır. Birleşmiş Millet­ler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri uyarınca küçüğün dinlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz pe­şin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi. 20.03.2007

KARŞI OY YAZISI

Davacı tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre vekaletin peniden düzenlenmesi> konusunda dava açıldığı ve dava konusu çocuğun bir <temsil kayyımı> tarafından temsil edilmeden karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda <görüş birliği> vardır.

Çekişme nedir?

Velayetin <yeniden düzenlenmesine> yönelik davalarda dava konusu çocuk bir <temsil kayyımı> tarafından <usulüne uygun biçimde> temsil edilmeden işi esasının incelenebileceğine yönelik değerli çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum.

Velayet İlişkisinde <iki taraf (Ebeveyn ve çocuklar) söz konusudur. (BAKTIR/ÇETİNER, Velayet Hukuku, s. 32)

Velayet, küçüklerin ve bazı durumlarda kısıtlı çocukların gerek kişiliklerinin gerek mallarının korunması ve onların temsili konusunda yasanın ana babaya yüklediği ödevler ile bu ödevlerin gereği olan hakların <tümünü> ifade eder. (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 843)

Temsil kayyımı ise bir kimseyi belirli bir iş ya da birden fazla işte <temsil etmesi> için atanan kişiyi ifade eder.(OĞUZMAN/DURAL, Aile Hukuku, İstanbul-1994, s. 510)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.183 hükmüne göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı gibi çocuğun korunmasına ilişkin diğer Önlem­lerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 348 hükmünde yer alan hallerde velayetin kaldırılmasına da karar verir. (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi, Ankara 2007, Kısaltma: GENÇCAN-TMK-2, s. 2515-2517)

Velayet, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümleri ile de ana baba yararına değil <çocuk yara­lına> bir hak olarak kabul edilmiştir. (BAKTIR/ÇETİNER, Velayet Hukuku, s. 46)

Velayet ilişkisinin yeniden düzenlenmesinde bu sebeplerle <çocuğun yararı> gözönünde tutulmalıdır. (ÖZTAN, Aile Hukuku, s. 472, Lüchinger/Geiser, Art. 157, nr. 13, BGE 1181123)

Velayet, ana-babaya bırakılan denetimsiz bir hak olmaktan çıkarılmış, kamusal niteliği olan bu­nak olduğundan bu hakkın kullanımı <denetlenmektedir”. (BAKTIR/ÇETİNER, Velayet Hukuku, s. 19)

Velayetin kötüye kullanılması halinde çocuğu korumak üzere alınabilecek <en radikal>, <en et­kin> önlem ve bu anlamda <son çare> ise velayetin kaldırılmasıdır.(Rona SEROZAN, Çocuk Hukuku, İstanbul-2005, s. 292.)

Velayete ilişkin dava <çocuğun güvenliğini> doğrudan ilgilendiren bir dava olup velayet kendi­sinde bulunan davalının her zaman çocuğun yararına davranmayacağı şu veya bu gibi düşüncelerle çocuk aleyhinde birleşmesi ve onun zararına bir durum yaratması davanın açılış sebebi göz önüne alındığında olası olduğundan çocuğun <davalı tarafından temsil edilmesi> son derecede sakıncalıdır.

Dava konusu çocuk ile yasal temsilcisi davalı arasında menfaat çatışması vardır. (TMK. m. 426 b. 2). Zaten çocuk yönünden <işler yolunda gitmediğinden> bu sebeple velayetin <yeniden düzenlen­mesi> için dava açılmıştır/açılmak zorunda kalınmıştır.

O halde <velayetin yeniden düzenlenmesi> davasında;

– dava konusu çocuğa bir temsil kayyımı atanmalı,

– temsil kayyımı davaya katılmalı,

– temsil kayyımı tarafından gösterildiği takdirde delilleri toplanarak sonucu uyarınca bir karar verilmelidir.

Hükmün bu gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumdan değerli çoğunluğun <farklı görüşüne> katılmıyorum. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı