HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Boşanma Yargılaması – Hassas alan



Aile Mahkemeleri Özel Yetkili Mahkemeler olarak tanımlanmışlardır. “Özel” olmaları, yargılama yaptıkları alan sebebiyle de yargılamanın hassasiyetini beraberinde getirmektedir. Bu sebeple diğer Hukuk Mahkemelerinden farklı olarak, kanun Aile Mahkemeleri Hakimlerinde  bazı özellikler aramaktadır. Evli olmaları, çocuk sahibi olmaları, Aile Hukukunda uzmanlık / master yapmış olmaları gibi.

Böyle hassas bir yargılamada elbette biz avukatların da izleyeceği yol ve yöntemler diğer davalara nazaran özellik ve hassasiyet gerektirmektedir.

Tarafların “duygularıyla” hareket ettikleri özellikle boşanma / ayrılık /velayet / nafaka / tazminat davalarında avukatın hukuk misyonuyla birlikte psikolog olması da beklenir. Bu sebeple “iletişim teknikleri”ne özellikle de “mağdurla iletişim”e yönelik pekçok çalışma ve eğitime katılmış bulunmaktayım.
.
Boşanma süreci, çoğu zaman evlilik birliğini çekilmez hale getiren olayların sebep olduğu çöküntüden daha ağır sorun ve sonuçları beraberinde getirir. Bunun bilincinde olarak müvekkillerin ve çocuklarının gerek maddi, gerek manevi olarak bu süreci en az sarsıntı ve zararla atlatabilmeleri bu davalardaki en önemli prensip olmalıdır.
.
Aile Hukuku alanında çalışan bir avukat olarak, salt duruşmalara girip çıkmakla, karşı tarafın itiraz ve beyanlarına karşı cevap dilekçeleri yazmakla menfaatlerin korunabildiği inanc ında değilim.
.
Özellikle Aile Mahkemesi Hakimi’nin bir “İlah” gibi sınırsız yetkilerle donatıldığının farkındalığıyla, mutad yargılama ve duruşmalar dışında müvekkilin ve müşterek çocukların menfaatlerinin korunması için izlenecek pekçok yolun bilincinde olarak hukukun sınırlarının zorlanması gerektiği kanısındayım.

Aile Hukuku alanı kişilerin en özel alanıdır aynı zamanda. Toplum içinde konuşulması dahi tabu sayılan hususlar, muhakemenin sağlıklı işlemesi açısından avukatla paylaşılması zorunlu alandır. Hal böyle olunca kişisel sırların avukatlık bürosunun dört duvarı arasında kalması zorunludur. Karşılıklı güven çerçevesinde avukatın müvekkiliyle istişare ederek kararlaştırdığı bir kısım sırlar ise yargılamaya taşınmak zorundadır. Ancak bunların yargılamaya yansıtılması müvekkilin duygusal davranışlarından arındırılarak, tamamen mantık ve hukuki yarar çerçevesinde olmalıdır. Zira intikam hırsıyla yola çıkan “canı feci halde yanmış” müvekkil için her yaşanan olayın yargılamaya yansıtılması hukuki yarar sağlamayabileceği gibi, ters teperek hukuki süreçte müvekkili zor durumda bırakması da muhtemeldir. Bu sebeple, hem hukuki, hem psikolojik açıdan yarar-zarar dengesinin ayarının mümkün olduğunca iyi yapılması gerekir.
.
Anayasa’nın, Uluslararası Anlaşmaların (örn: CEDAW), Çocuk Koruma Kanunu’nun, 4320 sayılı Kanunun (ki yönetmeliğini bizzat hazırlayan hukukçulardan biri olmak benim için bir onurdu) ve diğer yasalarımızın pratik edilmesiyle, ülkemizde, olması gereken hukukun yaratılması ve uygulanması sırasında müvekkillerin  ve çocuğun yüksek menfaatleri, onların talepleri arasında mevcut olmasa dahi öncelikli olmalıdır.
.
Aile Hukuku oldukça dinamik bir alandır. Özellikle Yargıtay Kararları ile devamlı olarak değişmekte, gelişmektedir. Bu gelişmeleri Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak Yargıtay’ın aile hukuku konusunda görevli olan 2. Hukuk Dairesinin değerli hakimleriyle devamlı surette gerek hizmet içi eğitim şeklinde, gerek toplantılarımıza ve düzenlediğimiz etkinliklere konuşmacı olarak davet ederek yakından takip etmekteyiz. Bununla birlikte Ankara Aile Mahkemesi hakim ve uzmanlarıyla da devamlı istişare halinde, Mahkemeler arasında yeknesaklığı sağlayacak bir köprü vazifesini de gördüğümüz inancıyla pekçok faaliyet düzenlemekte, çalışmalara katılmaktayız.

.

Bilgileri devamlı olarak taze tutmanın ve gelişmenin, aile hukukunun dinamik yapısına ayak uydurmak için zorunluluk olduğu inancındayım.


saygılarımla…