HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Bono – Menfi Tespit Davası – Yemin

  • T.C. YARGITAY
  • 19.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2011/2504
  • Karar: 2011/11925
  • Karar Tarihi: 05.10.2011

MENFİ TESPİT DAVASI – DAVACIYA YEMİN DAVETİYESİ İLE İLGİLİ MASRAFLARI YATIRMASI HUSUSUNDA KESİN SÜRE VERİLMESİ – YATIRILAN MASRAFIN EKSİK OLDUĞU – YEREL MAHKEMENİN KESİN SÜREYE İLİŞKİN ARA KARARINDA YATIRILACAK MASRAFI AÇIKÇA GÖSTERMESİ GEREĞİ

ÖZET: Davacı yemin teklif hakkını kullanacağını bildirmiş ve mahkemece davalıya çıkarılacak yemin davetiyesi ile ilgili masrafları yatırması hususunda kesin süre verilmesi üzerine davetiye gideri yatırılmıştır. Yerel mahkemenin kesin süreye ilişkin ara kararında yatırılacak masrafı açıkça göstermesi gerekirken bunu göstermemiş olmasına rağmen, yatırılan masrafın eksik olduğu gerekçesiyle, bu eksikliğin tamamlanması imkanı da verilmeden, yemin teklif hakkından vazgeçilmiş sayıldığından bahisle hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 427)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın kesin olması nedeniyle hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının talebi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle dosya içindeki tüm belge ve evraklar okunup gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı bono borcunun ödenmesine rağmen davalının bu bonoya dayalı olarak takip başlattığını belirterek davacının borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin meşru hamil olduğunu, senet arkasına yazılı 1000 TL’lik ödemenin senet bedelinden düşülerek bakiye alacak için takip yapıldığını, müvekkilinin 3. kişi olması nedeniyle senet metninden anlaşılanlar dışındaki itiraz ve def’ilerin müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının davalıya ödeme yaptığı konusunda delil sunmadığı, delil olarak sunulan ibranamedeki imza sahih olsa bile cirantaya ait olduğu, senet aslı talep edilmeden senet hamili olmayan cirantaya ödeme yapılmasının normal bir davranış olmadığı, davacının davalının bonoyu iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın kesin olması nedeniyle davacı vekilince kanun yararına temyiz olunması için istemde bulunulması üzerine Adalet Bakanlığı talebi doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün HUMK’nun 427/6. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Yargıtay C. Başsavcılığının aşağıdaki bendin dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı yemin teklif hakkını kullanacağını bildirmiş ve mahkemece davalıya çıkarılacak yemin davetiyesi ile ilgili masrafları yatırması hususunda kesin süre verilmesi üzerine 5 TL. davetiye gideri yatırılmıştır. Yerel mahkemenin kesin süreye ilişkin ara kararında yatırılacak masrafı açıkça göstermesi gerekirken bunu göstermemiş olmasına rağmen, yatırılan masrafın eksik olduğu gerekçesiyle, bu eksikliğin tamamlanması imkanı da verilmeden, yemin teklif hakkından vazgeçilmiş sayıldığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğine ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile HUMK 427/7 maddesi gereğince hükmün kanun yararına ve hukuki sonuçları kalkmamak koşuluyla BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 05.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı