HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı

  • T.C. YARGITAY
  • 8.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2011/3104
  • Karar: 2011/5254
  • Karar Tarihi: 20.10.2011

KATKI PAYI DAVASI – MAL AYRILIĞI REJİMİNİN GEÇERLİ OLDUĞU DÖNEMDE EDİNİLEN TAŞINMAZLAR BAKIMINDAN ON YILLIK ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN UYGULANMASI GEREĞİ – KATKI MİKTARININ DAVACIYA SAĞLAYACAĞI ARTIŞ GÖZETİLEREK DAVACININ KATKI PAYI ALACAĞININ BULUNMASI

ÖZET: Boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 20.2.2003 tarihindeki gerçek değerinin uzman bilirkişilerce tespit edilmesi, davacıya ait katkı oranının taşınmazın gerçek değerinin tespit edildiği tarihteki değeriyle çarpılması sonucu davacının katkı alacağının hesaplanması ve hüküm altına alınması, sağlıklı bir sonuca ulaşmak için dosyanın uzman bilirkişilere verilerek açıklanan konularda gerekli ve hükme esas olacak raporun alınması ve ondan sonra davacının her iki taşınmaza yaptığı katkı miktarları hakkında hüküm kurulması düşünülmelidir.

(4721 S. K. m. 5, 178, 202, 218, 219, 225, 231, 235, 236) (743 S. K. m. 170) (818 S. K. m. 125, 132)

Davacı H. Ö. vekili dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalı T. T.’in 17.7.1992 tarihinde evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde eşler ortak kazançlarıyla oturdukları gayrimenkul ile yatırım amacıyla Bursa ve Bodrum’da iki tane yazlık aldıklarını, kooperatif üyeliklerinden edindiklerini, kooperatiflere üye olan kişinin davalı olduğunu, evlilik öncesinde tarafların mal varlıklarının bulunmadığını, aylık kazançlarının birbirlerine yakın olduğunu, eşlerin Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.4.2003 tarih ve 2003/281 Esas, 2003/483 Karar sayılı kararıyla boşandıklarını, davacının Reno Mais A.Ş. de, davalının ise Henkel A.Ş.’de çalıştığını, maaşları dışında, tarafların başka bir gelir ve kazançlarının bulunmadığını, vekil edeninin davalı üzerinde kayıtlı bulunan taşınmazlara katkısının bulunduğunu, dava konusu taşınmazların toplam rayiç bedeli 400.000 lira olup, vekil edeninin katkı payı olan 200.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı T. T. vekili cevap dilekçesinde; davaya bakma görevinin Aile Mahkemesine ait olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığını, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma kararının 24.4.2003 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşme tarihinden itibaren TMK.nun 178. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, taşınmazların edinildiği sırada mal ayrılığı rejiminin geçerli olmadığını, tarafların ayrı ayrı çalıştıklarını, kendilerine ait gelirlerinin bulunduğunu, toplanacak delillerle açıklığa kavuşacağını, kooperatif evine ilişkin tüm ödemelerin vekil edeni tarafından yapıldığını, davacının hiçbir katkısının bulunmadığını, davacı H.’ın 1993 yılında Reno Mais’de çalışmaya başladığını, 1996 yılında yedek subay olarak askere gittiğini, Asteğmen olarak askerliğini yaptığını, 1998 yılında askerden döndüğünü, boşanana kadar aynı firmada çalıştığını, kendi maaşını özel zevklerine harcadığını, Maltepe’de 160 ada 471 sayılı parselde bulunan taşınmazın ½’sinin davacıya verildiğini, daha sonra vekil edeni tarafından davacı H.’dan satın alındığını, davacının borca batık olduğunu, parasını lüks tüketime harcadığını, borca batık kredi kartlarını ödeyemez duruma düştüğünü, 100 liralık çocuğun nafakasını bile veremediğini, bu nedenle kooperatif evine katkısının söz konusu olamayacağını belirterek öncelikle davanın hem görev yönünden hem de zamanaşımının geçmiş bulunması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, <…anlaşmalı boşanma davasında talep edilmeyen ya da saklı tutulmayan taşınmazlara ilişkin herhangi bir yazılı belge, delil sunulmadığı, tarafların her ikisinin de çalıştığı iddiasının yeterli olmadığı ve böylece davacının katkısının kanıtlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine…> karar verilmesi ve hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Daire, 18.1.2010 tarih ve 2009/4286 Esas, 2010/44 Karar sayılı kararıyla, somut olayda; TMK.nun 178. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra davanın açıldığı görüşüyle sonucu itibariyle doğru olan red hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (Hüküm; Kadıköy 3. Aile Mahkemesince kurulmuştur).

Davacı vekili bu sefer 11.3.2010 havale tarihli karar düzeltme dilekçesiyle onama kararının yerinde bulunmadığını, zamanaşımının olayda gerçekleşmediğini belirterek onama kararının kaldırılmasıyla yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dava, 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara yapılan katkı payı alacağı ile, 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden sonra aynı taşınmazlara yapılan katkı nedeniyle doğan edinilmiş mallara katılma alacağı isteğine ilişkindir (TMK. m.202, 218, 219, 225, 231, 235 ve 236/1).

Tarafların evlendikleri 17.7.1992 tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı, 1.1.2002 tarihinden itibaren 4722 sayılı Kanunun 10/1. maddesi uyarınca taraflar başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre anılan tarihten boşanma davasının açıldığı 20.2.2003 tarihine kadar ise, TMK.nun 202. maddesi uyarınca yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Boşanma davasının açıldığı 20.2.2003 tarihinde; eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. fıkrası uyarınca sona ermiştir. Kadıköy 1. Asliye Hukuk Hakimliğine ait 10.4.2003 tarih ve 2003/281 Esas, 2003/483 Karar sayılı boşanma kararı 10.4.2003 tarihinde kesinleşmiştir.

Yerel mahkemece, 21.5.2009 tarih, 2008/389 Esas, 2009/445 Karar sayılı kararıyla davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Daire ise, yukarıda tarih ve sayısı verilen onama kararıyla, somut olayda TMK.nun 178. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmesinden sonra davanın açıldığını, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar esastan davanın reddine karar verilmiş ise de, red hükmünün sonucu itibariyle doğru olduğunu gerekçe göstermek suretiyle red hükmünün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Karar düzeltme isteği üzerine yapılan incelemede; Bodrum’da 1529 parsel üzerinde kurulu 4 nolu bağımsız bölüm için davalının 1993 yılında S.S. Sevcan Konut Yapı Kooperatifine üye olduğu ve üyelik yoluyla söz konusu bağımsız bölümün edinildiği, 12.11.2004 tarihinde yapılan tahsisle davalı T. T. (Ö.) adına tapu kaydının oluştuğu saptanmıştır. Dava konusu ikinci taşınmaz ise, Bursa’da bulunmaktadır. Davalı T. Bursa’daki taşınmaz için S.S. Bursa Erken Yapı Kooperatifine 1.1.1997 tarihinde üye olmuş ve bu üyelik hakkını daha sonra 26.5.2004 tarihinde üçüncü kişiye (M. A.’ya) devrettiği görülmüştür. Bu kooperatife ait aidat ve benzeri ödemelerin 1.1.2002 tarihinden sonra da devam ettiği dosya kapsamıyla anlaşılmıştır. Bursa’daki kooperatif için davalı T.’ın üye olduğu 1.1.1997 tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejiminin geçerli olması nedeniyle yapılan ödemelerin kişisel mallardan yapıldığı açıktır. 1.1.2002 tarihinden sonra ise, yapılan ödemelerin yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiş mallardan yapıldığının kabulü gerekmektedir. Karar düzeltme dilekçesinin kapsamı gözetilerek, bazı eksik bilgilerin tamamlanması için dosyanın Dairenin 7.10.2010 tarih ve 2010/1944 Esas, 2010/4590 Karar sayılı kararıyla geri çevrildiği ve geri çevirme üzerine dosya arasına konulan S.S. Bursa Erken Konut Yapı Kooperatifi (Tasfiye Halinde) Yönetim Kurulu Başkanlığı tarafından imzalı 7.12.2010 tarihli yazısında yer alan bilgilerde yukarıdaki açıklamaları doğrulamaktadır.

Aynı şekilde Bodrum’da bulunan taşınmaz bakımından geri çevirme üzerine dosya arasına konulan <Tasfiye Halindeki Sevcan Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığının Kadıköy 3. Aile Mahkemesine hitaben yazdığı yazıda>; kooperatifin 25.1.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ile tasfiyeye girdiği, Gebze Ticaret Sicili Memurluğunca 31.1.2002 tarihinde tescilinin yapıldığı, 26.5.2005 tarihinde yapılan genel kurul ile tasfiyenin sonlandırıldığı, kaydın silinip Gebze Ticaret Sicil Memurluğunca 29.6.2005 tarihinde tescil edildiği ve durumun Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı açıklanmıştır. Saptanan bu somut olgu karşısında Bodrum’da bulunan ve davalı T.’ın üyesi olduğu S.S. Sevcan Konut Yapı Kooperatifinin 25.1.2002 tarihinde tasfiyeye girdiği ve Tasfiye Kurulunun oluşturulduğu 26.5.2005 tarihinde ise, tasfiye işlemi sonlandırılıp gerekli tüm işlemler yapılıp sonlandırıldığı anlaşıldığına göre, 1529 parselde edinilen 4 nolu bağımsız bölümün %100’ünün bitmiş haliyle 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden önce yani mal ayrılığı döneminde edinilen bağımsız bölüm olduğunun kabulü gerekir.

Kural olarak, 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlara katkısının olduğunu iddia eden eşin para veya parayla ölçülebilen maddi bir değerin katkı olarak yapıldığını kanıtlaması gerekir (TMK. m.6). Bu durumda mal ayrılığı döneminde edinilen taşınmazlara yapılan katkıya ilişkin uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar için 743 s. TKM. de herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Ancak TKM.nin (743 s. TKM.nin) Borç Umumi Kaideleri başlığını taşıyan 5. maddesinde, <Akitlerin in’ikadına ve hükümlerine ve sükutu sebeplerine taalluk edip borçlar kısmında beyan olunan umumi kaideler, Medeni Hukukun diğer kısımlarında dahi caridir> hükmüne yer verilmiştir. Bu durum karşısında TKM.nin 5. maddesinin yaptığı yollamayla somut olayda, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmazlar bakımından Borçlar Kanununun 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir. Aynı kanunun 132/1-3 bendinde ise; <nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez> hükmüne yer verilmiştir.

O halde, 1529 parselden edinilen 4 nolu bağımsız bölümün %100 bitmiş haliyle 1.1.2002 tarihinden önce edinildiği ve Bursa’da bulunan S.S. Bursa Erken Yapı Kooperatif üyeliğinden (2342 ada 1 nolu parselde) edinilen taşınmaz yönünden ise, 1.1.2002 tarihine kadar yapılan ödemeler gözetilerek olayda TMK.nun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanununun 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Yapılan bu somut ve hukuki olgular karşısında Dairenin bu yöne ilişkin onama ilamı maddi yanılgıya dayalı olduğundan karar düzeltme isteğinin kabulü ile Bodrum’daki taşınmazın tamamı ve Bursa’daki taşınmazın ise 1.1.2002 öncesi ödemeleri bakımından Dairenin 18.1.2010 tarih ve 2009/4286 Esas, 2010/44 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi. Mahkemece, davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Daire ise; onama ilamında red kararını sonucu itibariyle doğru bulmuştur. Onama ilamında da açıkça görüldüğü üzere, TMK.nun 178. maddesinde yer alan bir yıllık zamanaşımı gerekçe gösterilmiş ve işin esası yönünden herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu bakımdan işin esasının incelenmesini engelleyen herhangi bir durum da söz konusu değildir. Herhangi bir kazanılmış haktan da söz edilemez.

Ne var ki, Bursa’daki taşınmazın 1.1.2002 tarihinden sonrası için yapılan ödemeler bakımından aynı şeyi söyleme olanağı yoktur. Bu nedenle, 2342 ada 1 sayılı parselde davalı T. tarafından edinilen ve sonradan üçüncü şahsa aktarıldığı anlaşılan bağımsız bölümün 1.1.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 20.2.2003 tarihine kadar yapılan ödemelerin edinilmiş mallardan karşılandığının kabul edilmesi söz konusu olduğundan ve bu bölüm açısından TMK.nun 178. maddesinde yer alan bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden dolayısıyla onama ilamı bu bölüm bakımından doğru bulunduğundan davacı vekilinin bu bölüme yönelik yerinde bulunmayan karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.

Yukarıda da açıklandığı gibi 1529 parselde bulunan 4 nolu bağımsız bölüm ile 2342 ada 1 nolu parselde kooperatif üyeliğinden kaynaklanan ve 1.1.1997 tarihinden TMK.nun yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihine kadar yapılan ödemelerin mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde yapıldığı açıkça görülmektedir. Her iki tarafta çalıştığına ve belirli bir gelirleri olduğuna göre, mal ayrılığı rejimi döneminde edinilen taşınmazlara her ikisinin de gelirleri oranında katkılarının olduğunun kabulü gerekir.

Şu halde mahkemece yapılacak iş; Bodrum ve Bursa’daki taşınmazlar bakımından yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak tarafların evlendikleri 17.7.1992 tarihinden 1.1.2002 tarihine kadar ayrı ayrı edindikleri toplam gelirlerinin hesaplanması, eşlerin sosyal statüleri, mesleki konumları ve kariyerleri gözetilerek her birinin ayrı ayrı yapabilecekleri toplam kişisel giderlerinin belirlenmesi, davacı eş (H.) bakımından ayrıca 743 sayılı TKM.nin 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğünden kaynaklanan giderlerin de belirlenip kişisel giderlerine eklenmesi ve toplam gelirlerinden ayrı ayrı düşürülmek suretiyle her birinin yapabileceği tasarruf miktarının bulunması, toplam tasarruf miktarı karşısında her birinin yapabilecekleri katkı oranlarının saptanması, Bursa’daki taşınmaz yönünden 1.1.2002 tarihindeki bağımsız bölümün inşaat seviyesinin saptanması ve bu tarihte belirlenecek gerçek değer ile davacı için saptanan katkı oranının çarpılması sonucu davacıya düşen katkı miktarının bulunması, aynı seviyedeki (01.01.2002 tarihindeki) inşaatın boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 20.02.2003 tarihinde saptanacak gerçek değer karşısında bulunan katkı miktarının davacıya sağlayacağı artış da gözetilerek bu taşınmaz açısından davacının katkı payı alacağının bulunması, yine aynı biçimde, Bodrum’daki taşınmaz açısından ise, boşanma davasının açıldığı ve mal rejiminin sona erdiği 20.2.2003 tarihindeki gerçek değerinin uzman bilirkişilerce tespit edilmesi, davacıya ait katkı oranının taşınmazın gerçek değerinin tespit edildiği tarihteki değeriyle çarpılması sonucu davacının katkı alacağının hesaplanması ve hüküm altına alınması, sağlıklı bir sonuca ulaşmak için dosyanın uzman bilirkişilere verilerek açıklanan konularda gerekli ve hükme esas olacak raporun alınması ve ondan sonra davacının her iki taşınmaza yaptığı katkı miktarları hakkında hüküm kurulması düşünülmelidir.

Davacı vekilinin karar düzeltme isteği Bodrum’daki taşınmazın bütünü, Bursa’daki taşınmazın ise 1.1.2002 tarihine kadarki bölümü bakımından yerinde olduğundan kabulü ile Dairenin 18.1.2010 tarih ve 2009/4286 Esas, 2010/44 Karar sayılı onama ilamının belirtilen kısımlar bakımından kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bu taşınmaz bölümleri yönünden BOZULMASINA, Bursa’daki taşınmaza ilişkin olarak 1.1.2002 tarihinden sonra yapılan ödemeler bakımından Dairenin onama ilamı yerinde bulunduğundan davacı vekilinin buna yönelik karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve 51,10 TL peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı