HUKUKİ DANIŞMANLIK VE AVUKATLIK HİZMETLERİ

Akıl Hastalığında İyi Niyetli 3. Kişinin Durumu

  • T.C. YARGITAY
  • 1.Hukuk Dairesi
  • Esas:  2008/8398
  • Karar: 2008/12665
  • Karar Tarihi: 02.12.2008

TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI – VEKALET GÖREVİNİN KÖTÜYE KULLANILMASI – EHLİYETSİZLİK İDDİASI YÖNÜNDEN ARAŞTIRMA YAPILMASI – VEKALETİN VERİLİŞ VE TEMLİKİN YAPILIŞ TARİHİNDE DAVACININ EHLİYETLİ OLUP OLMADIĞI

ÖZET: Dava, ehliyetsizlik, hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil birleşen dava ise aynı hukuksal nedene dayalı tapu iptal tescil ve bedel isteklerine ilişkindir. Ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır.

(4721 S. K. m. 9, 10, 13, 15, 409) (1086 S. K. m. 286) (YİBK. 11.06.1941 T. 1941/4 E. 1941/21 K.)

Dava: Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;

Davacı vasisi, davacının 50 ve 52 no.lu parsellerdeki payları ile 55 no.lu parseldeki 22 no.lu bağımsız bölümü, davalı gelininin dava dışı kişiler adına düzenlenen vekaletnamelerle temellük ettiğini vekaletnamelerin hile ile alındığını davacının yaşlı ve demans halinden yararlanarak 2 adet vekaletnamenin imzalattırıldığını, anılan taşınmazların sair davalılara intikalinin sağlandığını ileri sürerek hile sebebiyle davalılar adına oluşan kaydın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, taşınmazları bedel ödenerek, satın aldıklarını belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, son kayıt maliki davalıların iyiniyetli oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 2.12.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ayfer Aysun geldi davetiye tebliğe rağmen temyiz edilenler vekili avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç’un tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Dava; ehliyetsizlik, hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil birleşen dava ise aynı hukuksal nedene dayalı tapu iptal tescil ve bedel isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 50 ve 52 parsel s. taşınmazlar ile 55 no.lu parseldeki 22 no.lu bağımsız bölümün davalı Emel’e satılması için dava dışı Mehmet Reşat Ata’yı ve Arif Uçuk’a vekil tayin ettiği, anılan vekaletnameler ile taşınmazların önce davalı Emel’e, ondanda sair davalılara temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Davada sair iddialar yanında davacı Hatice Yanpar’a atanan vasi tarafından vekaletin veriliş ve işlem gününde davacının akli dengesinin yerinde bulunmadığı da ileri sürülmüştür. O durumda davada dayanılan bu iddianın ehliyetsizlik olduğu açıktır. Ancak, mahkemece ehliyetsizlik yönünden yapılan araştırıma ve incelemenin yeterli olduğu söylenemez.

Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Yasanın <fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir> biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek <ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.> hükmünü getirmiştir. <Ayırtım gücü> eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı kanunun 13. maddesinde <yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer nedenlerden biriyle akla uygun şekilde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu yasaya göre ayırt etme gücüne sahiptir.> denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli sebeplerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu kanun ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Yasasının 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 gün 4/21)

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve kanun maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tesbitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm, delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ilişkin doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar HUMK. nun 286. maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin <rey ve mutaalası> hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik sebeplere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Yasanın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.

Hal böyle olunca yukarda açıklanan ilkeler ve kanun hükümleri çerçevesinde kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle öncelikle ehliyetsizlik iddiası yönünden araştırma yapılarak bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi, davacının işlem gününde (vekaletin veriliş ve temlikin yapılış tarihi) ehliyetli olduğunun anlaşılması durumunda sair hukuksal nedenlerin incelenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.

Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirlenen sebeplerle HUMK.428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2007 gününde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00. YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı